12 Eylül darbesiyle ilgili tarihsel adalet için Bellek Müzesi ve insan hakları arşivi, bugün erişime açılıyor. Aralarında akademisyenler, hukukçular, sanatçılar, insan hakları aktivistlerinin de bulunduğu ekibin, karşılaştıkları ‘duvarlara’ rağmen ve adeta iğneyle kuyu kazar gibi titizlikle ve gayretle çalışarak oluşturdukları Türkiye’nin ilk dijital ‘Bellek Müzesi’ne bugünden itibaren BellekMuzesi.org adresinden ulaşılabilecek. Türkiye Araştırmaları Enstitüsü (RİT) tarihsel adalet için Bellek Müzesi’nin açılış etkinliği de bugün Moda Sahnesi’nde düzenlenecek.
Darbenin ardından gelen toplumsal ve hukuki süreçlere, tanıkların sözlü kayıtlarına, dava dosyalarına, insan hakları ihlallerine ait kapsamlı bilgilerin yanısıra, ‘Türkiye’nin İşkence Haritası’ ile fotoğraflar, mektuplarla çeşitli objelerden oluşan ‘Bellek Nesneleri Koleksiyonu’na da erişilebilecek Bellek Müzesi hakkında -açılış öncesi- eş direktörler Aylin Tekiner ve Eylem Delikanlı ile görüştük.
Tarihsel adalet için Bellek Müzesi fikri nasıl ortaya çıktı ve nasıl bir çalışma yapıldı?
Eylem Delikanlı: 12 Eylül 1980 darbesine dair bir dijital müze fikri, benim Columbia Üniversitesi’nde sözlü tarih çalışmaları yaptığım döneme denk geliyor. Tarihsel adalet kavramı, benim sözlü tarihçi olarak da üzerinde çalıştığım ve çalışmalarımı bu minvalde şekillendirdiğim bir çerçeve. Aynı üniversitede İnsan Hakları Enstitüsü içerisindeki araştırma programları, ‘dijital bir müze üzerine düşünülebilir mi’ fikriyle hareket ettiğim bir dönemdi. Bunu daha sonra -benim de kurucuları arasında yer aldığım- Türkiye Araştırmaları Enstitüsü’nde kollektif hafıza grubuna getirdim. Aylin’le beraber 2020’nin yazından beri de bunu gövdelendiriyoruz. Bir ekip oluşturma ve çalışmalarsa geçen yıl başladı. 2021’den bu yana yedi-sekiz kişilik bir ekiple tam zamanlı çalışıyoruz.
Temel hedefimiz, bir arşivden ya da dokümantasyon merkezinden ziyade daha geniş kapsamlı bir müze konsepti oluşturmaktı. Bunun başlangıç noktasını, 1980 darbesine dair herhangi bir bellek mekanının Türkiye’de yer almayışı oluşturuyor. Madem bunu fiziki olarak gerçekleştiremiyoruz, o zaman dijital ortamda bir müze olarak tasarlayalım fikriyle yola çıktık. Bir müzede olması gereken ana gövdeler neyse, biz de dijital ortamda bunları oluşturma yoluyla bu çalışmayı başlattık. İlk sene itibariyle, üç daimi koleksiyonumuz var: Sözlü Tarih Koleksiyonu, Bellek Nesneleri Koleksiyonu ve Dava Dosyaları Koleksiyonu.
Sözlü Tarih Koleksiyonu’ndan başlayalım…
Daha önce yürüttüğümüz sözlü tarih çalışmalarını bu arşive taşıdık; bunlar 60 civarında ses kaydından oluşuyor. Bu sene itibariyle de 40 kadar video kaydı tamamladık. Bunlar halihazırda dijital ortamda açık erişimde, yani müzeyi gezenler bu koleksiyonla buluşabilecek.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder